Ticker

6/recent/ticker-posts

Ad Code

Responsive Advertisement

Neden Aynı Kişiyi Farklı Bedenlerde Arıyoruz?


Aşkta Tekerrür Eden Kader mi, Psikolojik Bir Tuzak mı?

Hayatınızdaki insanların bir film şeridi gibi gözünüzün önünden geçin. İsimler farklı, yüzler farklı, sesler farklı... Ama biraz daha derine indiğinizde, karakterlerin boyutu hissettirdiği o "tanıdık" duygunun aslında hep aynı olduğunu fark ettiniz mi? Belki de hepsinde sizi biraz ihmal etti, hepsinden biraz fazla kıskançlık vardı ya da hepsi duygusal olarak ulaşılamadı.

"Neden hep aynı ipucu insanlar beni buluyor?" diye sorabilirsiniz. Ama acı gerçek şu ki: Onlar sizi bulmuyor; siz, kalabalık bir oda dolusu insan arasından gidip tam da o kişiyi, yani "tanıdık yarayı" seçiyorsunuz. Peki, neden evde kalmış olarak refahın değişmesi, bilincimizin bizi ayrılmamasının kucağına, aynı senaryonun farklı aktörlerine sürüklüyor? Gelin, aşkın bu karanlık labirentine ve Bağlanma Stilleri ile Şema Kimyasının gizemlerine beraberlik inelim.


1. Çocukluktaki İlk Aşk: Şablonun Oluşumu

Psikolojinin babası Sigmund Freud'dan modern ilişkiler terapistlerine kadar herkes aynı yerde birleşir: İlk aşk hikayemiz, ebeveynlerimizle olan bağımızdır. Zihnimizin sevgisinin ne olduğunu, nasıl hissettirdiğini ve nasıl "kazanıldığını" öğrenir.

Sevgi boyutu sağlanmadıysa, ancak bir şeyler başardığınızda veya bize bağlı olduğunuzda verildiyse; Yetişkinlikte de sevgisini hak etmeniz gereken, sizi sürekli çabalatan insanlardan sizsiniz. Beyniniz için sevgi "çaba harcamak" demektir. Bu nedenle size doğrudan, sakin ve huzurlu bir sevgi sunan birini "sıkıcı" veya "kimyası eksik" buluyorsunuz. Çünkü o, bildiğinin o "zorlu sevgi" şablonuna uymaz.



2. Şema Kimyası: Yarayı İyileştirme Çabası

Psikolojide "Şema Kimyası" denilen bir kavram vardır. Bu, bir yapbozun eksik parçası görünüyor. Eğer babanız duygusal olarak mesafeli biriyse, siz yetişkinlikte yine mesafeli bir erkeği seçersiniz. Neden mi? Çünkü bu sefer hikayenin sonunu değiştirebileceğinize dair alternatif bir umut taşırsınız.

"Eğer bu sefer bu mesafeli adam kendime aşık edebilirsem, çocukluğumda babamdan alamadığım o ölen sevgiyi almış sayılacağım." İşte bu, beynimizin " Tekrarlama Zorlantısı" açıklaması. yaşanan travmayı, benzer bir karakter üzerinden tekrar yaşayarak bu sefer "kazanan" tarafı olmaya çalışır. Ama ne yazık ki, genellikle aynı duvarlara çarparak hikayeyi aynı hüsranla bitiririz. Böyle de olunca bir daha denemeye kalkışıyoruz. "Bu sefer böylesine bir hataya düşmeyeceğim." Diyoruz. Fakat yine aynı insalar ve aynı sorunla karşılaşıyoruz. 


3. Neden "Kaçanları" Seviyoruz?

Cevap, Bağlanma Stillerimizde saklıdır. Bağlanma stillerimiz hayatımızı şekillendiriyor. İki grup bağlanma stili vardır:

Kaygılı Bağlananlar: Sürekli onay ve yakınlık isterler.

Kaçıngan Bağlananlar: Yakınlıktan korkarlar ve özgürlüklerine aşırı düşkündürler.

Bu iki grup, herkesin bir arada olduğu gibi çekerler. Kaygılı kişi, kaçıngan kişi "farklı bir bedende" devam eder; çünkü o kovalamaca his ona çocukluğundaki "sevgi için mücadele etme" hissini anımsatır. Kaçıngan taraf geri çekilirken, kaygılı taraf daha çok üstüne düşer. Bu toksik dans, partnerler değişse de ritmi değişmeyen bir şarkı gibidir.


4. "Tanıdık" Olanın Güvenli Limanı

İnsan zihni, bilinmeyenden korkar. Bilinmeyen bir mutluluk, beynimiz için "tehlikeli" bir bölgedir. Çünkü o mutlulukla nasıl başa çıkacağımızı, nerede hata yapmayı bilmiyoruz. Ancak bilimsel bir acı (ihmal edilmek, eleştirilmek, yalnız bırakılmak), bizim "uzmanlık alanımızdır".

İlişkide ihmal edilmediğinizde ne yapacağınızı, nasıl savunma geliştireceğinizi, nasıl ağlayacağınızı ve nasıl barışacağınızı çok iyi bir şekilde kabul edebilirsiniz. Bu yüzden zihniniz sizi "güvenli cehenneme" geri götürmek. Farklı bedenlerde aynı kişiyi seçme aslında aradığınız şey aşk değil, bilgidir.


5. Bu Döngüden Nasıl Çıkılır? (Çözüm Rehberi)

İşte bu "kader" gibi görünen döngüyü kırmanın yolları:

Şemalarınızla Yüzleşin: Geçmiş sevgililerinizin ortak özellikleri bir kağıtta yazın. Hepsi soğuk mu? Hepsi kontrolcü mü? Bu özelliğin çocukluğunda kiminle (anne/baba) eşleştiğini bulun. Farkındalık, değişimin %50'sidir.

"Kimya" Algınızı Sorgulayın: Birinden çok hızlı ve yoğun bir şekilde etkilendiğinizde durun ve siz sorun: "Bu bir aşk mı, yoksa şema aktivasyonu mu?" Eğer o kişinin size çocukluğunuzdaki kaosu hatırlatıyorsa, o "yüksek çekim" aslında bir uyarı sirenidir.

"Sıkıcı" İnsanlara Şans Verin: Güvenli, dürüst ve huzurlu insanlar boyutu ilk başta sıkıcı olabilir. Çünkü adrenalin yoktur, oyun yoktur. Ama gerçek huzur o "sıkıcılığın" içindedir.

Kendi kendinizin Ebeveyni Olun: Başkalarından beklediğiniz o onayı ve sevgiyi almadan önce verin. Sizde değer uygulamalarınız başladığında, size değer uygulamalarının o "tanıdık" profiller artık ilginizi çekmeye başlayacak.


Yeni Bir Hikaye Yazmak Mümkün

Sevgili okurum, aynı kişinin farklı bedenlerde araması bir tesadüf ya da başarısızlık şansı değil. Bu, geçmişinin geçmişini onarma, yaralarını kullanma çabasıdır. Ancak geçmişi, bugünün aktörleriyle değiştiremezsiniz.

Bugün o oyuncuyu sahneden indirip senaryoyu yeniden yazdık. Bilinmeyen o huzurlu limana doğru kürek çekmekten korkmamaktır. Evet, başlangıçta yabancı gelecek; ama orası, gerçekten sevildiğinin hissedileceği tek yer. Sevgle kalın, kendinizi bencilce olmayacak şekilde sevin. Sonraki yazıda görüşmek üzere... 

Yorum Gönder

0 Yorumlar